İş ve İnsan İlişkileri

İŞ VE İNSAN İLİŞKİLERİ

 

AMAÇ

 

            Değişen dünya şartlarında rekabet için artık yalnız teknoloji değiştirmenin yeterli  olmadığının,davranış ve yönetim şekillerinde de  değişimlere hazır olma gerekliliğinin ve öneminin kavratılması, “biz” bilincinin oluşmasına alt yapı hazırlanması. İletişimin etkin yapılmasıyla çok daha huzurlu, mutlu ve verimli bir yaşamın   mümkün olduğunun gösterilmesi.

 

HEDEFLER

 

1-     Eğitimsiz değişimin mümkün olmayacağı bilincinin yerleştirilmesi, kişilerin eğitime istekli hale getirilmesi,

 

2-     İletişimin tüm insan hayatı boyunca insan ilişkilerinde ne denli önemli olduğunun kavratılması ve iletişimde dikkat edilmesi gereken noktaların birlikte tespit edilmesi,

 

3-     Eldeki olanakları ve davranışları kullanarak daha huzurlu ve daha verimli olmanın yollarının araştırılması                                                                                                            

 

4-     İnsan ilişkilerinin verime etkisinin ortaya konması

 

5-     Kişilerin yaptıkları işi başlarında herhangi bir kimsenin denetimine gerek olmadan en kusursuz şekilde yapabilme sorumluluk ve bilincine erişmesine teşvik edilmesi

 

İLETİŞİM

     

 İletişimin bir tarifi“bir bilginin,duygunun, ya da düşüncenin tam olarak aktarılması” olarak yapılabilir. Prof.Dr. Doğan CÜCELOĞLU’ na göre ise “iletişim, candan cana temastır”.

        Tanımı nasıl olursa olsun iletişim için önce anlamlar ortak olmalıdır. Yani bir sözü veya hareketi ortaya koyan ile bunu algılayan kişiler, aynı anlamları çıkarmalıdırlar. Bunu, “verimli bir iletişim, ancak kişilerin ortak tecrübe alanlarında yapılırlarsa olur” şeklinde de söyleyebiliriz.

 Algı ve iletişimi  insanlarla,  makinalarla ,kendimizle,  hayvanlarla ve doğa ile tüm hayatımız boyunca yaparız. İnsanlar arasındaki iletişim tasdik, red veya umursamama şekillerinde olabilir ve insanların karşılarındakinin varlığını algılamasıyla başlar. İletişim , aşağılık komplekslilerle güç, yükseklik kompleksliler ile ise daha güçtür. İletişimde gazete, tv, mektup, telefon, bilgisayar, radyo gibi pek çok araçlar kullanırız.

            İletişimi ya bir şeyler öğretmek veya ikna etmek ya da insanları eğlendirmek amaçlarıyla yaparız. Bunların sonunda ortaya çıkması hedeflenen öğrenme veya fikir birliği ya da mutluluk ise ancak  sağlıklı bir iletişim ile mümkündür.

            İletişim engellerine parazit adı verilir

Şimdi iletişim döngüsünü analiz edelim.

 

 KAYNAK:

            Kaynağın gücü ; bilgisine, yeteneğine ve davranışına bağlıdır . Kaynağın bilgi seviyesi ne kadar yüksek ise gücü de o kadar yüksektir. Ancak sadece bilmek yeterli değildir. Bu bilgiyi aktarmak yetenek ister. Yerinde esprilerle konuyu destekleyip süsleyebilmek, gerekiyorsa lehçe, şive değişikliği yapmak, ses tonunu ayarlamak, uygun jest ve mimikleri kullanabilmek yetenek işidir.

            Kaynağın gücü en net olarak davranışından ölçülebilir. Davranış ise, kendine, (güveni) konuya (ilgisi) ve alıcıya yönelik  (üslubu) olarak ortaya çıkmaktadır. Kaynağın kişiliğini , üslubuna bakarak kolayca çözmemiz mümkündür.

Toplumumuzda sinirler gerildiğinde genelde iletişim tarzı şudur:

Kaynak: Söylemek istediğini söyler, yani içini boşaltıp deşarj olur.

Alıcı: Önce kaynağın deşarjıyla dolar, sonra o da kaynak durumuna geçerek içini boşaltıp deşarj olur.

            Ancak, tipik bir “yalnız konuşma” örneği olan   bu tarzda , iknanın mümkün olmadığı açıktır. Uygun olanı ise, kaynağın şu planı izlemesidir:

1.      Karşımdakinin bana hangi davranışı göstermesini istiyorum?

2.      Onun bu davranışını benim hangi davranışım doğurur? ( Empati )

3.      Benim seçtiğim davranışı göstermem için yer ve zaman uygun mu?

 

Kaynağın karşısındakinden beklediği davranışları alabilmesi için bazen aylarca uğraşması gerekebilir. Ancak alıcının davranışı hemen her zaman kaynağınkine bağlıdır. Dolayısı ile bir girişimin olumlu yada olumsuz sonuçlanması da hemen her zaman kaynağın elindedir.

 Davranışlar doğuştan gelen özellikler değildirler, sonradan kazanılırlar. Bu , herkesin kendi tarzını  kendisinin seçtiği bir tür rol yapma olarak da tanımlanabilir

 Kaynak için en tehlikeli durumlardan birisi öfke halidir. Öfke anında insan vücudunda glikoz ve adrenalin salgılanarak şuur ile hafıza arasındaki iletişim zorlaşır. Uzmanlar, sakinleşmek için iki defa nefes alıp 12 sn. tutulmasını tavsiye etmektedirler .Ayrıca ; su içmek, tuvalete gitmek gibi bahanelerle bulunduğu ortamı kısa bir zaman için bile olsa terk etmek , yürüyüşe çıkmak, duş almak yada hiç değilse elini yüzünü yıkamak, ayakta durmak yerine  oturmayı tercih etmek , hatta mümkünse yatabilmek , insanı sakinleştirmektedir. Bu sırada kişi, gerçekte kendisini öfkelendirenin ne olduğunu araştırmalıdır.

Kontrolünü kaybetmiş birini sakinleştirmek için ise uzmanlar “sakin ol” veya “bırak şimdi bunlarla kendini üzmeyi, gel keyfimize bakalım” demenin hemen hemen hiçbir işe yaramadığını söylüyorlar. Bunun yerine  tavsiye edilenler :

-         Sesinizi onunla aynı yüksekliğe çıkartıp hiçbir olumsuz ifade kullanmadan konuşmaya başlayarak yavaş yavaş sesinizi normal seviyeye getirin

     ( profesyönelce uygulanması gereken ve çok etkili bir yöntem )

-         Ayaktaysa, oturtmaya çalışın

-         Mümkün ise içecek bir şey ikram edin. Çünkü, insanlar öfkelendiklerinde ağızları kurur. Bu ise endişeyi arttırır.

-         Olayı anlattırın ama haklı veya haksız olduğunu belirtmeden ve dinlediğiniz hissettirerek dinleyin.

-         Duruş veya oturma pozisyonunu değiştirmenin olumlu bir etkisi olacağını fark ettiyseniz , bunu uygun bir tarz ile yapın.

-         Kişiyi kısa bir zaman için yalnız bırakmanın faydası olacağına inanıyorsanız, tuvalete gitmek, telefon etmek gibi bahanelerden yararlanabilrsiniz.

-         Öfkesini sizden çıkarmak isteyen birisini durdurmak için “pardon?” veya “afedersiniz?” yöntemini ( her zaman olmamak kaydıyla ) kullanabilirsiniz.

İnsanları öfkelerine göre değişik gruplara ayırabiliriz:

  1. Hemen öfkelenmez, kolay sakinleşir.
  2. Hemen öfkelenmez , zor sakinleşir.
  3. Kolay öfkelenir kolay sakinleşir.
  4. Kolay öfkelenip zor sakinleşir.

Hangi grup insanların çalıştığı yerde en az sorun çıkar ve çıkan sorunlar daha kolay çözülür ? Şimdi bir yandan kendimizin hangi gruptan olduğuna bakalım. Diğer yandan ise hangi grup insanlarla çalışmak istediğimizi düşünelim. Her halde birinci grup ile çalışmak istiyoruz. Peki, bizimle çalışmakta olanlar da aynı şeyi istemezler mi? Ya böyle olmak , elimizde mi ? Elimizde olmasaydı, bu konuya hiç girmezdim. Ama elbette ki gayret ister.

            Yeni tanıştığımız bir insana hangi işle uğraştığını, nereden mezun olduğunu, nereli olduğunu, nerede ikametgah ettiğini, nerelerde çalışmış olduğunu sormak;kendisini daha iyi tanımamıza ve iletişimin sağlıklı olarak başlamasına yardımcı olacaktır.

 

MESAJ:    

1.      Yazılı Mesaj: İfadeler maksadı anlatabilecek güçte seçilmeli, dikkat edilmesi gereken noktalar hem anlam, hem de şekil olarak dikkati çekecek hale getirilmeli, yazılı mesaj iyice okunmadan harekete geçilmemeli, boş kağıda imza atılmamalıdır.

Özellikle dilekçe ve resmi yazılarda kurşun yada kırmızı  veya yeşil kalem kullanılmamalı, kurşun kalemle imza atılmamalıdır.

 Birden fazla kişiye gidecek , uzun süreli kullanılacak, işlem sırası gereken tarifler içeren, unutkan alıcılara iletilecek olan, kesin rakamların yer aldığı karışık konulara ait veya önceden geçerli uygulamaların değiştirildiği mesajlar ile kanun yönetmelik ve üst makamların mesajlarının yazılı olması gereklidir.

 

2.      Sözlü Mesaj :Hızlı, etkili ve anında dönü şansı üstünlüklerine sahip olmakla

beraber, bazı şeylere dikkat edilmediğinde en fazla problem çıkan iletişim tipidir.

W. Shakespeare: “Düşüncelerini tam ve yerinde kelimelerle ifade edemeyen insanın durumu, eksik tartılarla iş görmeye çalışan satıcının durumuna benzer” der.

Sözlü mesajlarla milletleri yönlendirmek dahi mümkündür. Ancak açık bir dil kullanılmasına, nakillerde hiçbir şeyin eklenip çıkarılmamasına, doldurulan boşluk yada yapılan yorumların özellikle belirtilmesine, sözlü uzun mesajların gerektiğinde bölünmesine ya da yazılı hale getirilmesine ve parazit var ise kaynağından düzeltilmesine dikkat edilmelidir. Ayrıca sesin herkese ulaşması, coşkuya göre perdenin ayarlanması, konuşma hızının uygun olması ve doğru telaffuz sözlü iletişim için çok önemlidir.

 

3.      Beden Dili : Sosyal psikologların araştırması sonucunda insanların yüz yüze kurdukları iletişimlerde kelimelerin % 10, ses tonunun %30 beden dilinin ise % 60 kadar önemli olduğu ölçülmüştür. Yani beden dili, genel olarak kelimelerden 9 kat fazla önem taşımaktadır. Bedenden çıkan mesajlar irade dahili veya irade dışı ile olmak üzere ikiye ayırabilir. İrade dışında bedenden çıkan mesajlar, okumasını bilene çok şeyler anlatır. Çünkü  bunlar doğal olarak gelişen ve iç dünyayı yansıtan mesajlardır.

 Bedenin iletişim merkezi açık, kapalı, uysal veya saldırgan olabilir.  Başın üzerindeki benlik çizgisi ve başkaları çizgisi ise , kişinin kendisine ve çevresine yaklaşımını ve anlaşma-anlaşmama isteğini açığa çıkarır. Kollar kavuşturulmakla iletişim merkezi kapatılmış olur. Kişinin hayret, öfke ve şaşkınlığını kaşlarından okumak mümkündür. Sevilen ve hoşlanılan objelere bakıldığında göz bebeklerinin büyüdüğü, aksi halde ise küçüldüğü tespit edilmiştir.  Sağlıklı bir iletişimde göz temasının çok yararı vardır. Ancak devamlı olursa sıkar.  Kişiler arasındaki mesafe göz temasında etkilidir. Uzak mesafelerde temas süresi uzatılabilir. Çocuklar  gözden çok iyi mesaj alırlar.  Yalan söyleyen bir kimse, karşısındaki ile göz göze gelmemeye dikkat eder. Avuçları terler, yüzü kızarabilir. Oturduğu yerde kıpırdanabilir, elleri çenesine ensesine gider. Burun ile ilgili olarak öfke anında soluk alıp vermenin hızlanmasını gözleyebiliriz. Şakakların atması ise asabilik ve öfke belirtisidir.Dudaklar tebessüm silahına sahip olan organlarımızdır. Öfke yada üzüntü anında ise sıkılır, hatta dişlenirler.Hatta böyle hallerde çenede titremeler de görülebilir.  

İrade dairesinde bedenden verilen mesajlara jest, yüzden verilen mesajlara ise mimik denir. Anlamlar ortak olmak kaydıyla özellikle gürültülü veya mesafeli iletişimlerde sağlıklı sonuçlar için idealdir. Ancak hareketlere yüklenilen anlamların ülkelere hatta meslek guruplarına göre bile değişebileceği hatırdan çıkarılmamalıdır. İletişimde yerine göre kişilerin özellikle koluna, dirseğine veya omzuna dokunarak ve dozu iyi ayarlanarak yapılan beden teması toplumumuzda yararlıdır. Ancak bu da milletlere göre farklılık arz eder. Örneğin; Japonlar bundan hiç hoşlanmazlar. Halk arasında “tikli” veya “huylu” tabir edilen ve daha karşıdan yapılan bir işarete elinde olmadan tepki veren insanlar vardır ki bunlara hele hele iş başında hiçbir şekilde dokunulmamalı, şaka yapılmamalıdır. Böyle bir şaka en iyimser olarak işin bozulması ile sonuçlanabilir. Daha kötüsü, tezgah veya kişi de zarar görebilir.

 

KANAL  VE ALICI

 

İnsanlar her şeyi görme, işitme, dokunma, koklama veya tat alma duyu organlarını kullanarak algılarlar, sonra yorumlarlar. Algının başlangıcı başka türlü olmayacağı gibi, insanların etkilenmesi de bu kanallar ile başlayacaktır. Kanallar arasında bir uyum beklentisi de vardır. İnsan hafızasında okunanın % 10, işitilenin %20, görülenin % 30 , görülüp duyulanın %65,  yapılanın ise %70 veya daha fazlası kalmaktadır. 

Paradigma , algıda  çok önemlidir. Eski Yunanca’da para=akıl,   digma=kalıp manalarındadır. Paradigma bireyin iç ve dış dünyasında etkili olan tüm etkenleri içerir. Hiç çıkarılmayan bir gözlük gibi olan paradigmanın kendince bir mantık zinciri vardır. Öğrenmeyle oluşur ve öğrenmeyle değişebilir. Kişi çoğu kez paradigmasının farkında değildir.

Algılamada “nedir” kısmında sorun çıkmaz. “Nasıldır” kısmında kavgalar çıkar. Ancak algılamanın kişiye özgü olduğu ve değişebileceği bilinci yerleşirse, sorunların çoğu ortadan kalkar. Ortam, tecrübe ve beklentiler algıda etkili olan faktörlerdir.

İletişimde en zor iş, dinlemektir. En verimli dinleme süresi 12-13 dakika olarak tespit edilmiştir. Bu süre , kişilere ve duruma göre 20-25 dakikaya kadar uzasa da, sonunda mutlaka dikkatler dağılır.

 

KÖTÜ DİNLEME ŞEKİLLERİ

 

Görünüşte Dinleme (Maske takarak dinleme): Dinliyor gibi görünme ancak gerçekte dinlememe şeklidir.

Seçerek Dinleme: Kişilerin dinlediklerini tecrübe, ortam ve beklentilerine uygun şekilde seçerek algıladığı dinleme şeklidir.

Yalnız Konuşma: Kişinin karşısındakinin söylediklerini dikkate almadan kendi söyleyeceğini söylemeye çalışmasıdır. Ancak bazen sevinç, üzüntü, şaşkınlık gibi duyguların ani ve aşırı yüklenmesiyle kişinin kendi kendine kısa süreli mırıldanmaları bunun dışındadır ve o doğal bir davranıştır.

Savunucu Dinleme: Daha çok alıngan tiplerde ve ortaya söylenenleri üzerine alınma şeklinde görülür.

Saplantı Dinleme: Ön yargılarla karar vermiş olarak dinleme şeklidir.

Tuzak Kurucu Dinleme: Karşısındakinin ağzından bir şeyler koparabilme amacıyla kasıtlı sorular sorma veya cevapların işine gelen tarafını alma şeklinde bir dinlemedir. Gazeteciler bunu iyi yaparlar.

Yüzeysel Dinleme: Alıcının seviyesinin yetersizliğinden veya işine gelmemesinden dolayı kaynağın kastettiğinin dışında anlamlar çıkarması şeklindedir.

Dinlemede Uzaklık Kavramı: İnsanlar karşılarında konuşan kişinin kendilerini dürterek, itip kakarak veya burun buruna gelecek şekilde yaklaşarak konuşmalarından hoşlanmazlar. Kişinin çevresindeki 15-45 cm arası , ancak içli dışlı ilişkisi olanlar için uygundur ve “mahrem bölge” adıyla tanımlanmaktadır. 46-120 cm arası “kişisel  bölge”, 120-360 cm arası “sosyal bölge”, 360 cm üzeri ise “ortak bölge” olarak  bilinmektedir.

İletişimde genel olarak ; “Sen varsın”,”doğalsın”,”değerlisin”,”güvenilirsin” ve “sevilmeye layıksın” ya da bunların tersi mesajlar verilir.

Kişilere adıyla hitap etmek ilişkileri yumuşatır. Söze “ama,hayır, yok, olmaz,...” gibi kelimelerle başlamak ise iletişim için zararlıdır.

 

Cinsiyet  de iletişimde önemli faktörlerdendir. Bayanlar “duyguları, düşünceleri veya yaşananları bol bol paylaşmak” için iletişim kurarken; erkekler “bir bilgi vermek ya da bir sorun çözmek” için iletişim kurmaktadırlar. Ortada bir problem varsa ; erkeğin tarzı “kendim hallederim”, bayanın ise “beraberce halletmeliyiz” şeklinde görülmektedir.

Erkekler “Sen benim hayatımın kahramanısın, sana güveniyorum.”  mesajlarını  aldıklarında kendilerini “erkek” olarak en iyi hissetmektedirler. Bayanlar ise “Sen benim hayatımdaki tek kadınsın. Bu hayatı yalnız seninle geçirebilirim” mesajlarını aldıklarında kendilerini “bayan” olarak en iyi hissetmektedirler.Hediye aldıklarında  erkekler için önce “ne işe yarayacağı”, sonra da ”kaç para olduğu” önemli iken, bayanlar için süslü bir şekilde verilmiş olması daha fazla önemlidir ve hanımlar , küçük de olsa yakın aralıklarla kendilerine hediye alınmasından daha fazla mutlu olmaktadırlar.

TAVIR TİPLERİ

 a-     Ebeveyn (ana-baba) Tavrı: Bu modelde güç üstünlüğüne dayalı olarak yerine göre emretme, cezalandırma, sınırlar çizme, hesap sorma, disiplin kurma,azarlama, ...,yerine göre de  koruma, şefkat gösterme... söz konusudur.

b-     Yetişkin Tavrı: Güçler dengesi içerisinde, karşılıklı sevgi, saygı, iyi niyet esaslarına dayalı  ve yerine göre de maske takarak olumlu davranma modelidir. Yetişkin davranışında nezaket, soru sorma, çözüm arama, araştırma, sabırlı , anlayışlı ve olumlu olma vardır.

c-      Çocuk Tavrı: Uyumlu veya saldırgan çocuk modeline göre bazen şımarıp nazlanarak,kıskanarak,... ya da alay edip tehdit ederek,... ama  maske takmadan gösterilen davranışlardan oluşan bir  modelidir.

Zaman zaman yetişkinlerin de birbirlerine yanlış  olarak ebeveyn ya da çocuk tavrı gösterdiklerini gözlemleriz.

Ümitvar olunuz ! Şu istikbal inkilabatı içinde en yüksek gür sâda islamın sâdası olacaktır.
 
Facebook beğen
 
Reklam
 
zaman gösterdi ki cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil. zalimler için yaşasın cehennem!
 
"Düşünerek hareket etmek, Allah'tandır. Acele etmek ise, şeytandandır."
 
"Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı san’at, marifet, ittifak silâhıyla cihad edeceğiz."
 
İnsan bu dünyaya ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir.
 
Altın Fiyatları

kaynak: hasaltın
 
Bugun 254957 ziyaretçiburadaydı
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=