Fıkralar Sayfası
TIK, TIK, TIK...

-KIM O?

-HAZIRLAN GIDIYORUZ.

-SEN KIMSIN? NEREYE GIDIYORUZ?

-SIRAN GELDI. GERÇEK EVINE GIDIYORUZ.

-GERÇEK EV MI? SEN! YOKSA!

-EVET. HADI GIDELIM.

-DUR BIR DAKIKA..BIR SURU YARIM ISIM VAR.

-IS YARIM KALMAZ. BIRILERI TAMAMLAR. OYALANMA ARTIK.

-COCUKLAR, ONLAR DAHA COK KUÇUK, BARI VEDALASSAYDIM.

-SEN OLMADAN DA BUYURLER, HADI BEKLIYORLAR.

-BEKLIYORLAR MI? ONLAR DA KIM?

-GIDINCE GORURSUN.

-ANLADIM. ANLADIM AMA KALBINI KIRIP, GONLUNU ALAMADIKLARIM, IYILIGINI GORUP, KARSILIK VEREMEDIKLERIM VAR. ANLAYACAGIN BORCLU GITMEK ISTEMIYORUM.

-BUNU ZAMANINDA DUSUNSEYDIN!

-ZAMANINDA MI? IYI DE BEN DAHA ZAMANIM VAR SANIYORDUM.

-HEPINIZ AYNISINIZ.. ZAMAN DEDIGIN, IÇINDE BULUNDUGUN AN.. BUNUN OTESI YOK.

-KESKE, KESKE....

-DEVAM ETME. BUGUNU YASARKEN HEP YARIN VAR GIBI DAVRANDIN. USTUNDEKI uNIFORMANIN SORUMLULUKLARI VAR.. YERINE GETIRMEDIN.. BU SANA BIR UYARIYDI. SIMDI GITMIYORUZ... AMA HER AN GIDEBILIRIZ.. BIR DAHA GELDIGIMDE ONUNDE UMUT,ARKANDA PİŞMANLIK OLMASIN !

.....................

İki çiftçi; biri Adanalı diğeri Kayserili, sohbet ediyorlarmış; bu arada haliyle zenginlikleriyle övünüyorlarmış..
Adanalı başlamış:
"Bizim orda sabah güneş doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyor biz hâlâ çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoruz" demiş...
Kayserili gülmüş..
Yav bizim de vardı öyle eski bi arabamız, ama geçenlerde satıp yeni modelini aldık...

HELAL SANA BE EMİNE ABLA !!!

Sürmene'nin Yukarı Ovalı Köyünde, evinin önünde baltayla odun kıran Emine Abla'ya sormuşlar:
"Emine Abla; oduni bile kendun kireysun, ne işe yarar senun bu herif?"
Emine Abla cevap vermiş:
"Adam deduğun silah gibidur, oyle her yerde kullanilmaz. Çok muhim işlerde devreye cirer.

KIYMET BİLMEK
Bir padişah acemi bir köle ile gemiye binmişti. Köle hiç deniz görmemiş, geminin mihnetini tatmamıştı.
Ağlamaya, inlemeye basladı. Tir tir titriyordu.
Avutmak için çok uğraştılar, ama bir türlü sakinleşmedi. Padişahin keyfi kaçtı. Herkes aciz bir vaziyetteyken gemide bulunan yaslı bir adam padişahın huzuruna çıktı, 'Müsaade buyurursanız ben onu sustururum' dedi. Padisah da 'Lütfetmis olursunuz' dedi.
Yaslı adam emretti, köleyi denize attilar. Köle birkaç kere suya battı çıktı. Sonra saçından yakaladılar,
gemiden tarafa çektiler. Köle gemiye yaklaşınca iki eliyle dümene asıldı, oradan gemiye çıktı, bir köşede uslu uslu oturmaya başladı.
Yaşlı adamın yaptığı iş padişahı hayrete düşürdü, 'Bu isteki hikmet nedir' diye sordu.
Yaslı adam cevap verdi: ''Köle evvelce suya batmayı tatmamıştı. Gemideki selâmetin kıymetini bilmiyordu.
İşte huzur ve saadet de böyledir, bir felâket görmeyen kimse, huzurun kıymetini bilemez."

Mevlana, müridlerinden biriyle giderken, birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görür.Müridi: "Güzel bir kardeşlik örneği" der, "keşke insanlar da bunlardan ibret alsa."
Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir.
"Aralarına bir kemik atıver de gör kardeşliklerini..."
------------------------------------------------
Kadıköy camiinde vaaz vermekte olan Demirci hocaya "hocam" diye sormuşlar, "at nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?
Demirci hoca :
"Zannetmiyorum" diye cevap vermis, "o nallardan her atta dört tane var amma, bütün gün kamçı yiyip duruyorlar..."
---------------------------------------------------
Amerikalı iş adamı, Çinliyle alay ederek sormuş:
Mezarlarına koyduğunuz pirinçleri ölüleriniz ne zaman yiyecek?
Çinli başını kaldırmadan cevap vermiş:
"Sizin ölüleriniz koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman..."
---------------------------------------------------
Lafi uzatanlara ne yapmak lazım, diye Farabi'ye sormuşlar, söyle demiş:
"Uzun konuşanı kısa dinlemeli."
--------------------------------------------------
Daha güzel olmak için burnumu değiştirmek istedim.
Burnum dile gelip dedi ki: "Beni değil, kafanı değiştir... 
--------------------------------------------------

Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte. Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü.

Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm. Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmış. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı. Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı.

Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek.
Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu.

Köylüler ağzı açık bakakaldı. 

Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır. Ne bazeni, çoğu zaman.) Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur.
Bunlarla başetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır. Kör kuyuda olsak bile..

USTALIK BEDELI

Bir fabrikada imalat hattındaki çok önemli olan ana makinalardan biri arızalanınca fabrikadaki tüm üretim de durdu. Mevcut teknisyenler makineyi çalıştırmak için çok uğraştılar, ancak ne yaptılarsa nafile, bir türlü başaramadılar. Sonunda dışarıdan uzman çağırdılar.

Uzman gelip makineyi inceledi. Durumuna baktı. Sonra çantasından bir çekiç çıkardı. Elinde çekiçle makineye yaklaştı. Makinenin belli bir noktasına elindeki çekiçle dikkatlice sert bir vuruş yaptı. Makine hemen çalışmaya başladı ve hiçbir arıza olmamış gibi devam etti.

Fabrika tekrar harekete geçti. Uzman fabrikadan ayrıldıktan iki gün sonra faturasını gönderdi : "Hizmet bedeli karşılığı 1.000 USD (bin dolar)" Fabrika müdürü bu faturaya çok kızdı.
Tepesi attı ve bir çekiç darbesi için bin doları çok buldu. Uzmandan ayrıntılı fatura göndermesini istedi. Uzmandan bir gün sonra aşağıdaki ayrıntılı fatura geldi :

Makineye cekiçle vurma bedeli.............. 1 $
Nereye vuracağını bilme bedeli.......... 999 $
Toplam............................................. 1.000 $


***********************************************

Otomatik Lamba

Adam geç saatte zil zurna sarhos eve geldi. Karisi uyuyordu. Tuvalet ihtiyacini giderdikten sonra karisinin yanina geldi ve kadini uyandirdi.
- Karicigim,
- Ne var?
- Sen ne mükemmel bir kadinsin be, bir tanesin.
- Ne oldu gene?
- Ne olacak tuvaletimize o otomatik lambayi ne zaman taktirdin? Harika olmus.
- Ne diyorsun sen ne lambasi ?
- Valla ne bileyim hayatim, tuvaletin kapisini açinca isik yaniyor kapatinca sönüyor.
Bu duyan kadin öfkeyle yerinden firladi :
- Allah belani versin pis sarhos yine mi buzdolabına işedin !..
*********************************************** 

Erzurum'a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlara ait bir anıyı Erzurum Kültür Kurumu İlköğretim Okulu'ndan Mansır Tilkici anlatıyor... 

Bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili bilgi verir ve ayrılır. Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon: 

"Kardeşim sizin anlattığınız gibi yapirem fakat program düzgün çalışmiir."
Teknik servis elemanı sorar:
"Nasıl yapıyorsunuz?"
"Senin anlattığın gibi."
"Hata ne?"
"Yazdığım bilgiler kaydetmeme rağmen saklanmir."
"İşlem basamaklarını tek tek anlatın."
"Tamam" diyor ve başlıyor anlatmaya...
"Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim
fiyatını vb. yazirem. Hepsini yazdıktan sonra senin anlattığın gibi kayıt
bölümüne basirem. Ekrana bir yazı geliir: Kaydetmek ister misiniz?
E / H
yazısı çıkir. Ben de diyirem Hee..."

***********************************************
Okula yeni gelen öğretmen ilk dersinde öğrencilere ilginç bir çağrıda bulunmuş:
- Kendini geri zekalı hisseden varsa ayağa kalksın...
Sınıfta çıt yok. Nihayet biri kalkmış:
- Sen kendini geri zekalı mı hissediyorsun?
- Hayır, demiş çocuk, ama sizin tek başına ayakta kalmanıza gönlüm razı olmadı da...!!!!!

***********************************************
Büyük bir fabrikanın müdürü süpriz bir ziyaret yaparak personeli kontrol etmeye karar verir.
Fabrika içinde dolaşırken tembel tembel oturan genç bir eleman görür ve çok sinirlenir.
-Haftalık ücretin ne kadar? diye sorar.
-300 dolar
Müdür cüzdanını çıkarır ve gence 300 doları uzatır :
-İşte haftalığın, şimdi git ve bir daha da gelme.
Yöneticisine dönerek:
-Bu tembel adam ne kadar zamandır burada çalışıyordu? diye sorar.
-O burda çalışmıyor ki" der yönetici, "Yalnızca pizza siparişimizi getirmişti.."

***********************************************

Yolunacak Kaz

Cok soguk bir kis gunu padisah, tebdil-i kiyafet gezmeye karar vermis. Yanina basvezirini alip yola cikmis. Bir dere kenarinda çalisan yasli bir adam gormusler. Adam elindeki derileri suya sokup, doverek tabakliyormus. Padisah, ihtiyarı selamlamış:

"Selamunaleykum ey pir'i fani..."

"Aleykumselam ey serdar'i cihan..."

Padisah sormus:

"Altilarda ne yaptin?"

"Altiya alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor..."

Padisah gene sormus:

"Geceleri kalkmadin mi?"

"Kalktik... Lakin, ellere yaradi..."

Padisah gulmus:

"Bir kaz gondersem yolar misin?"

"Hem de ciyaklatmadan..."

Padisahla basvezir adamin yanindan ayrilip yola koyulmuslar. Padisah basvezire donmus:

"Ne konustugumuzu anladin mi?"

"Hayir padisahim..."

Padisah sinirlenmis:

"Bu aksama kadar ne konustugumuzu anlamazsan kelleni alirim."

Korkuya kapilan basvezir, padisahi saraya biraktiktan sonra telasla dere kenarina donmus. Bakmis adam hala orada calisiyor.

"Ne konustunuz siz padisahla..."

Adam, basveziri soyle bir suzmus:

"Kusura bakma. Bedava soyleyemem. Ver bir yuz altin soyleyeyim."

Basvezir, yuz altin vermis.

"Sen padisahi, serdar-i cihan, diye selamladin. Nereden anladin padisah oldugunu."

"Ben dericiyim. Onun sirtindaki kurku padisahtan baskasi giyemezdi."

Vezir kafasini kasimis.

"Peki, altilara alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor ne demek?..."

Adam, bu soruya cevap vermek icin de bir yuz altin daha almis.

"Padisah, alti aylik yaz doneminde calismadin mi ki, kis gunu calisiyorsun, diye sordu. Ben de, yalnizca alti ay yaz degil, alti ay da kis calismazsak, yemek bulamiyoruz dedim."

Vezir bir soru daha sormus...

"Geceleri kalkmadin mi ne demek?"

Adam bir yuz altin daha almis.

"Cocuklarin yok mu diye sordu… Var, ama hepsi kiz. Evlendiler, baskasina yaradilar, dedim..."

Vezir gene kafasini sallamis.

"Bir de kaz gonderirsem dedi, o ne demek..."

Adam gulmus.

"Onu da sen bul..." 

................................

İş adami tiraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir. Derken, kapinin onunden agir agir gecmekte olan paspal bir cocuk gorurler. Berber, iş adaminin kulagina fisildar;
"Bu cocuk var ya, dunyanin en aptal cocuklarindan biridir! Bak; dikkat et şimdi..."
Berber cocuga seslenir:
"Ali, buraya gel!".
Bunun uzerine cocuk sakince dukkana girer ve yuzundeki aptalca siritmayla berberi selamlar. Berber işadaminin kulagina sessizce, "bak şimdi" diye fisildar ve bir elinde beşyuz bin, diger elinde beş milyonluk bir banknot oldugu halde cocuga sorar:
"Hangisini istiyorsan alabilirsin?"
Cocuk dalgin dalgin bir beş yuz bine bir de beş milyona bakar ve sonunda beş yuz binlik banknotu hizlica cekerek berberin elinden alir.
Berber işadamina doner ve gulerek:
"Gordun mu? Sana soylemiştim." der.

Tiraş bitince işadami sokaga cikar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali'yi gorur. Yanina giderek, neden beş milyonluk degil de, beş yuz binlik banknotu aldigini sorar.Cocuk hic de aptalca olmayan bir siritmayla yanit verir :
"İlk kez sordugunda eger beş milyonlugu alsaydim oyun biterdi!...Ama 20 gundur 10 milyon kazandim....ve daha ne kadar kazanacagimi da sadece Allah bilir....."

Allah'in bile insanlar hakkindaki hukmunu, omurleri sona erdikten sonra verdigine inanirken... Biz kim oluyoruz da insanlari birkac kez gormek, iki-uc yazi okumak, birkac dedikodu dinlemekle yargilama
hakkina sahip olabiliyoruz!

alinti 
Ümitvar olunuz ! Şu istikbal inkilabatı içinde en yüksek gür sâda islamın sâdası olacaktır.
 
Facebook beğen
 
Reklam
 
zaman gösterdi ki cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil. zalimler için yaşasın cehennem!
 
"Düşünerek hareket etmek, Allah'tandır. Acele etmek ise, şeytandandır."
 
"Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı san’at, marifet, ittifak silâhıyla cihad edeceğiz."
 
İnsan bu dünyaya ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir.
 
Altın Fiyatları

kaynak: hasaltın
 
Bugun 258761 ziyaretçiburadaydı
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=