Nerden Başlasam

NERDEN BAŞLASAM DİYENLERE?

Hakan Yaman


Hişt! Hişt! Ordakiler; “kam(p)usal alan”ınızın leblebi çekirdek ortamında çimlerin üzerine serilmiş güneşlenen genç arkadaşlar. Sizi böyle gevşemiş böyle “Mayıs”mış gören ben haset kardeşiniz, keyfinizi kaçırmak istiyorum. Baksanıza, “Bir gün için kral olmak” diye bir deyiş vardır ya; hâni memleketin birinde adamları asmadan önceki gün bütün dileklerini yerine getirirlermiş… sizin şu anki durumunuz da biraz o hesap. 


Söyleyin bakalım; mezuniyet sonrası kendinizi yüz binlerce rakiple aynı anda “Uygun kariyer adımı marş! Sol, sağ, sol, sağ!” yaparken bulmamak için herhangi bir önlem aldınız mı? Tamam onu geçtik; peki dört sene içinde nerede olacağınızı hiç düşünüyor musunuz?


“Yavaş gel. Henüz iş hayatı bana extra-large. Daha yaşım kaç, başım kaç...” mı dediniz? Bırakın artık bu narkozlu klişeleri. Bugün iş hayatına hazırlık yaşı o kadar düştü ki, yakında okuma fişlerinde “Ali, işlevsel özgeçmiş gönder,” “Ebru, iş görüşmesine git,” “Mert, güçlü ve zayıf yönlerini belirle…” yazacak.


“Abi sen de şu mayhoş bahar günü üzerimize Kont Dramkula gibi çöktün, damardan moral emiyorsun,” diye sitem ediyorsunuz değil mi? İlgisi yok; bi kere “art” değil, “artı” niyetliyim; amacım da okurken kariyere hazırlık için neler yapabileceğimizden söz etmek.


Deneyimliler, iş ararken atılması gereken bebek adımlarını az çok bilirken, üniversite tayfasının sorusu “Nerden başlasam, kendimi nasıl anlatsam?”dır. O hâlde biz de kontağı en basit teknikten, çevre edinmekten açalım. “Networking’e Giriş,” “Çevre Edinme 101” gibi seçmeli dersler aldığımızı var sayalım ve şu on üç maddeyi bir güzel çalışalım…


1- Önce kendini tanı; sonra çevre edin.
Ne istediğinize kafa yorun ve bunu net ve albenili ifade edin. Kimse ne işe yarayacağını bilmediği veya onu heyecanlandırmayan bir ürünü satın almaz. Aynanın karşısına geçin ve size kendinizden bahsedin. Bu arkadaşı çözebildiniz mi? Onu ilginç mi buldunuz sıkıcı mı? İsmini telefon rehberinize kaydetmek ve onunla görüşmeye devam etmek ister miydiniz?


2- İlk aşama; vitrin gezmek...
İlk aşamada, mümkün olduğunca çok aktivite deneyin. Hatadan korkmayın. Üniversitede networking, iş bulmaktan çok bilgi ve görgü artırmak amacıyla yapılır. Çevre edinmek (ve kariyer hedefi belirlemek), biraz da vitrin gezmeye benzer. Alışverişe çıktığınızı düşünün. Ne kadar çok yer gezer, üzerinize ne kadar farklı şey denerseniz aldığınız ürün o kadar yakışır. Zamanla da deneme-yanılmalarınızın sayısı azalır...


3- İkinci aşama; çevre kirliliği yaratmayın!

İkinci aşamada; insanları seçtiğiniz gibi katılacağınız aktiviteleri de elemeye başlamalısınız. Networking, insanlarla çay-kahve içip kırtlama niyetine geyik yapmak değildir. Zaman değerlidir. Derslerdeki başarının bir numaralı öncelik olduğunu unutmayın... 


4-  İmajımız; Şirin ve Şirine...

Utangaçlığı, gururu bırakın. “Her şeyin küçüğü ve yavrusu daha sevimlidir” kozunu kullanın. Kapıları açmaya çalışırken, ne istediğini bilen, şirin bir öğrenci profili çizin. Gerekirse ayağınızı kapının arasına sokun; ama size kıyamam, dikkat edin ayağınızı ezmesinler! Çok gerekiyorsa rol yapın; nasılsa iş hayatında çok daha karmaşık rolleri oynamak zorunda kalacaksınız...


5- Şirket tanıtımlarıyla yetinmeyin...
Şirketlerin kampuse gelip kendilerini tanıttıkları renkli, cilâlı sunumlar cazibesini yitirdi. Artık çoğu, bu organizasyonları sırf âdet yerini bulsun diye yapıyor. Zaten toplantılar genelde son sınıflara yönelik; yani bizim zaman planımıza göre, bunlar, yumurta kapıya geldikten sonra düzenlenen aktiviteler...


6- İneklerle arkadaşlık kurun!

Her şeyin yenisi dostun eskisi… Lise ve üniversite arkadaşınız ağırlığınca altındır. Oysa biz okulda çalışkanları “inek” diye damgalar ve hep cool tiplerle takılmak isteriz. Sizinle benzer eğilimleri, yetenekleri ve hedefleri olan kişiler arasında, kimlerin başarılı olacağını tahmin edip onlarla dostluğu geliştirin. Özellikle kendi işlerini kurmayı planlayanları yakın takibe alın…


7- Silkinin, yenilenin…

Taşradan büyük şehire okumaya gelenler; üzerinizdeki kapalılığı ve çekingenliği atın. Size görgü ve bilgi katacak kimselerle tanışın. Aynı tavsiye, doğup büyüdükleri şehirde okuyan tiki öğrenciler için de geçerli. Tarikat gibi, tatilde, okulda hep aynı grupla dolaşmaktan vazgeçin.


İş hayatının ne kadar bireysel olacağını düşünün. “Beyin ensesti”nden uzak durun. (Beyin ensesti: Aynı şeyleri isteyen, benzer hayat görüşlerine sahip kişilerden oluşan, içine kapalı bir grupla çalışmaktan ve yaşamaktan kaynaklanan sağlıksız ve verimsiz zihinsel ilişki. Öğrenmenin ve yaratıcılığın seri katili…)


8- Varlığınızı hissettirin…
Bir şeyler yapın, sesiniz çıksın. Niteliksiz ve renksiz birisinin networking başarısı düşük olur. Spor, sinema, sanat, bilgisayar, otomobil, yazma, çizme… herkesin yetenekli olduğu bir alan mutlaka vardır. Restoranda, tatilde, konserde, sinemada yanınızdakilerle konuşmaya başlayın. Ortak mekanlar, ortak düşünceler ve eğilimler demektir.  


9- Maddi kısıtlara mahkûm oynamayın.

Her şey para değildir. Para ödemeden de insanlarla tanışabileceğiniz aktivitelere katılabilirsiniz. Birçok kurumda öğrencilere ayrılmış kontenjan ve olanaklar kullanılmaz; çünkü kimse bunları araştırmaz, ilgilenmez…


10- Raconu öğrenin, ofis ortamlarına takılın...

Gözünüze kestirdiğiniz firmalara olta atın. Staj kapabilirseniz şık durur, ama olmazsa siz yine de gidip kendinizi tanıtın. Ofis adabını, e-mail ve telefon kurallarını öğrenin. Profesyonellere danışın, kitap, internet karıştırın, bol antrenman yapın...


11- Teknolojiyi konuşturun.

Hâni etrafa “bilgisayar sihirbazıyım” diye hava atıyordunuz ya, işte size hünerlerinizi kanıtlamanız için fırsat. Bir veri tabanı oluşturun; referansların bilgilerini kaydedin ve güncelleyin. İnternette sizinle benzer eğilimdeki kişilerle irtibata geçin; gak gak gubarak chat yapmaktansa aklı başında bir iki adamla tanışın... e-mail grupları başlatın, siteler yaratın.


12- Torpil değil alın teri!...

“Bir lisan bir insansa, bir referans on insandır…” (Bir networking atasözü!)


Torpil ve referansı ayırt etmeyi öğrenin. Torpil; siyasi eğilim, akrabalık, hemşerilik veya benzer nedenlerle yapılan haksız adam kayırmadır ve daha çok, vasıfsız insanlar ve düşük profilli pozisyonlar için geçerlidir. Referans, yani çevre ise; performansını, ahlâkını ve kişiliğini bildiğiniz kimseyle çalışmayı tercih etmektir. Referans; tıpkı yabancı dil veya bilgisayar gibi bir niteliktir ve herkeste olmadığı için değerlidir.

Reddedilen adayların “Bir tanıdığı işe almışlar” diye açıkladıkları durumların çoğu referans ile ilgilidir…  

Eğer bu ayrımı yol yakınken anlayabilirseniz, hem referansın önemini kavrar hem de bazı abla ve abileriniz gibi, torpil kelimesine sığınıp ileride kendinizi çaresizliğe mahkûm etmezsiniz.


13- Soru işaretlerini ortadan kaldırın…

Birisiyle tanıştığınızda, kafasındaki soru işaretlerini hemen ortadan kaldırın. Üst düzey insanların networking girişimlerinden çekinmelerinin bir nedeni de torpil talepleridir. Hazır iş, torpil veya angarya yerine yorum isteyin. Örneğin, şu sorular karşınızdaki referans abi-ablada sihirli bir etki yapacaktır:


- “Deneyim ve görüşlerinizden yararlanmak istiyorum. Sizce ben hangi işlere daha uygunum?”
- “Sektörünüzde başarı için hangi yetenekler ve beceriler gerekli?”
- “Benim yerimde olsaydınız neler yapardınız?”

Şimdi geriye yaslanın; bırakın teklif onlardan gelsin...


Moral, moral ve istikrar...

Vatan, millet sizden kalıplara uymanızı ve onları devam ettirmenizi değil, yenilikler yaratmanızı bekliyor. Büyükleri dinleyin; ama patronluk taslamalarına ve sizi yönlendirmelerine izin vermeyin. Etkileyici konuşacağım diye, ağızlarını her açtıklarında lâfın kubbesini yıkan kaşarlara özellikle dikkat. Bu kişilerin, kulağa fazla kolay ve hoş gelen sloganlarına karşı uyanık olun. O tavsiyelerin çoğu geçmişe aittir; sizin yükselen burcunuz ise gelecek…


Kafanıza uymuyorsa, söylenenleri yapmayın. Trafik işaretleri hariç, okuduğunuz her şeyi sorgulayın. Düşünme alışkanlığı edinememiş “fikir fukara”lardan biri olmayın...


Moralinizi bozmayın, pes etmeyin. Daha yeni başlıyorsunuz. Hayat böyledir; bazı günler güvercin, bazı günler ise heykel olacağınızı kabul edin… Yoksa, tembellik edenlere ya da bir şeyden çabuk sıkılanlara söylendiği gibi, adama, “İki günlük gelin, niye ağrıyor belin?” diye sorarlar valla…

 

(ALINTI)

Ümitvar olunuz ! Şu istikbal inkilabatı içinde en yüksek gür sâda islamın sâdası olacaktır.
 
Facebook beğen
 
Reklam
 
zaman gösterdi ki cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil. zalimler için yaşasın cehennem!
 
"Düşünerek hareket etmek, Allah'tandır. Acele etmek ise, şeytandandır."
 
"Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı san’at, marifet, ittifak silâhıyla cihad edeceğiz."
 
İnsan bu dünyaya ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir.
 
Altın Fiyatları

kaynak: hasaltın
 
Bugun 261151 ziyaretçiburadaydı
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=